Okulların kapanmasına az kala, ailelerin karneye bakış açısı nasıl olmalı?

Yarıyıl tatiline çıkacak çocukların merakla bekledikleri konulardan biri de kuşkusuz karneleridir. Anne-babaların çocuklarının karne notlarına vereceği tepkilere göre karne aile içinde bir krize de dönüşebilir, çocuk için kendini geliştirme fırsatı da sağlayabilir.

 

karne sendromu

karne sendromu

Sorgulayan, düşünen, sağlıklı bireyler yetiştirmek için öncelikle anne-babalar şu soruları kendilerine yöneltmelilerdir:

Eğer işler yolunda değilse ne olmuş olabilir? Evde huzurlu bir ortam var mı? Çocuğuma ders ve ders dışında sınır koyma ile ilgili tutarlı davranıyor muyum? Kurallarım ve bunları takip eden bir sistemim var mı? Dikkat ile ilgili sıkıntı yaşıyor olabilir mi? Öğrenme güçlüğü çekiyor olabilir mi? Okulunda onu rahatsız eden, aşağılayan, kısaca zorbalık yapan birileri var mı? Okulun eğitim-öğretim sistemi sağlıklı mı? Destekleyici bir öğretmeni var mı? Bu liste uzayıp gidebilir…

Eğer bir konuda eksiklik varsa bunda öğrencinin herhangi bir sorumluluğu olmadığını anlamına gelmez ancak, tek sebep öğrenci olmayabilir, çözümü doğru yerlerde aramak gerekir.

Peki anne-babalar nasıl davranmalıdırlar:

“Cezalandırmak çocuğu motive etmez, onu daha da olumsuz etkiler”

Cezalandırmanın kişiyi motive etmeyeceği gibi, onu daha da olumsuz etkileyeceği bilinmektedir. Çünkü cezalar kimseye neyi ve nasıl yapması gerektiğini öğretmez, sadece kötü notları olduğu için korkmasını öğretir. Çocuk bir iç disiplin ve motivasyon geliştirme olanağı da bulamaz. Karne tatilini bir fırsat olarak kullanıp, bu sürecin bir öğrenme olarak ele alınması ve neler yapılırsa daha iyiye gideceğine bakılması acısından aileyi ve öğrenciyi olumlu sonuçlara götürebilir.

Anne-babalar,öncelikle öğrencinin ders çalışma alışkanlıklarında, öğrenme süreçlerinde ya da okul ile ilgili bir sorun olup olmadığı araştırılmalıdır.

 

“Çocuklar yarıyıl tatilinde dinlenmeli, enerji toplamalı”

Karnesi nasıl olursa olsun çocuğun tatilde dinlenmesi gerekmektedir. Ebeveynler “matematik dersine çalış” demek yerine okulun verdiği çalışmaları nasıl yapacağı konusunda çocukla birlikte plan yapmalıdırlar. Böylece çocuk da etkin öğrenmenin önemli bir parçası olan, program ve plan yapabilme alışkanlığı kazanır.

 

“Çocuklara düşük veya kırık notları nedeniyle olumsuz (tembel, yetersiz, dikkatsiz, akılsız vb.) mesajlar verildiğinde çocuklar bu durumu kendi kişilik özellikleri ile özdeşleştirirler ve bu da onların özgüvenlerinin düşmesine, olumsuz bir benlik algısı geliştirmelerine yol açar. Bu olumsuz inançları nedeniyle ikinci defa denemekten veya çabalamaktan vazgeçerler. Artık amaç yeni bir şeyler öğrenmek değil “akıllı”, “zeki” vb. etiketini korumaya çalışmak veya “tembel”, “akılsız” vb. etiketleri bir kez daha duymaktan kaçınmak olur. İleriki yaşlarda bir sorun olarak karşısına çıkacak, performans kaygısının temelleri böylece atılmış olur. Böyle bir sonuçla karşılaşmamak için ebeveynler öncelikle kendilerinin karneye yükledikleri anlamın ne olduğunu fark etmelidir. “Çocuğun zekasını, akıllı olup olmadığını gösteren bir belge mi?”, yoksa “Öğrendiği bilgi düzeyi ve geliştirebileceği yönleri hakkında bilgi veren bir değerlendirme mi?”…

Ebeveynlerin olumlu ve olumsuz geri bildirimleri çocuğun zekasına, kişiliğine değil her zaman davranışına, çalışma düzenine yönelik olmalıdır. İşte o zaman çocukların karneye atfettikleri anlam da sevilmenin, değerli olmanın, kabul görmenin ön koşulu değil; bir öğrenme ve gelişme sürecinin değerlendirmesi, yeni hedefler belirleme fırsatı olacaktır.”

Uzman Psikolog Saadet ELEVLİ