Travma, bütünün parçalanması, sürekliliğin kesintiye uğramasıdır. Travma, ruhun uyaranlara karşı tamponlarını yıkar ve böylece onun alışık olduğu savunmalarını ve hareket tarzını bozarak karışıklığa ve oryentasyon bozukluğuna iter. Travma ile birlikte geçmiş ve gelecek arasındaki süreklilik kesintiye uğramıştır. Travmaya kişisel sebepler (yakınların aniden kaybı, kaza vb.) sebepler yol açabildiği gibi, yangın, deprem, sel baskını gibi doğal afetler sonucu da görülebilir. Çocukların karşılanması gereken ihtiyaçları vardır. Anne babalar, bu ihtiyaçları karşılayan kişilerdir. Bu, çocuklar için, doğal öğrenmedir. Onlara dayanırlar, onlara güvenirler, onların koruyuculuklarına, sevgi ve desteklerine ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyaçlar birdenbire kesintiye uğrarsa kendilerini güvensiz ve korunmasız hissederler. Yaşanan travmaya büyüklerin tepkileri çocuklar için önemlidir. Çünkü dünyaya onların gözleri ile bakarlar, tepkilerini kontrol ederler. Çocuklar dünyanın adil olduğuna inanmalıdır.
Eğer bu inançları sarsılırsa geleceğe ait güvenleri sarsılır. Tıpkı büyükler gibi çocuklar da travma sonrası bazı savunma mekanizmaları geliştirirler. Bu kullandıkları yollar, onların yaşadıkları durum karşısında kendi bütünlüklerini koruma, durumu daha anlaşılır kılma, oluşan farklılıklara uyum sağlayabilme sürecinde yardımcı olma yollarıdır.

– Bazen yalan söylerler. Hiç bir şey olmamış gibi davranabilirler.
– Yaşadıkları felaketten öncesine oranla daha fazla hareketli olabilirler.
– İsteklerinin hemen yerine getirilmesini isteyebilirler.
– Sessizleşir, donuklaşırlar, içe kapanırlar.
– Depresyon görülebilir.
– Korkuları artar.
– Bazen de dışa vurdukları hayal ve fantazileri vardır

Aile içi şiddete maruz kalmak ya da tanık olmak çocuklar için çok büyük bir travmatik yaşantıdır. Şiddete maruz kalan çocuklar, bir kez ya da defalarca olmuş fark etmez yaşadıklarına çeşitli şekilde tepkiler verebilirler. Üstelik sadece buna maruz kalmaları değil, bu görüntülere şahit olmaları bile yeterlidir.

Şiddet sonrasında çocuklar, çocuktan çocuğa fark etmekle birlikte şunlar gözlenir:

– Kavgacı ve hırçın davranışlar sergileyebilir.
– İçine kapanır ve tepkisiz davranabilirler.
– Uyku bozuklukları ve içeriğini açıklayamadıkları korkulu rüyalar görebilirler
– Sürekli dikkatleri dağınık ve tedirgindirler.
– İrkilme davranışları gösterebilirler.
– Sanki olayı tekrar tekrar yaşıyor gibi davranabilir, o olayı çağrıştıran olaylarla karşılaştıklarında yoğun bir psikolojik sıkıntı duyarlar, aşırı fizyolojik tepkiler gösterebilirler.
– Konuyla ilgili konuşmalardan, kişilerden uzak durmaya çalışırlar.
– Olayın önemli bir kısmını hatırlayamama, çevreye olan ilgilerinde azalma, duygularını
dışarı vurmada kısıtlılık, çevreden uzaklaşma gibi tavırlar sergileyebilirler.
– Mutsuz görünebilirler.
– Oyunlarında yaşadıkları olayı tekrar tekrar canlandırabilirler.
Bu şikayetler olaydan hemen sonra başlayacağı gibi aylar ya da yıllar sonra da başlayabilir.

Bu çocuklara nasıl yardımda bulunulabilir?

Bu tip çocuklara sosyal destek çok önemlidir. Şiddete maruz kalan çocuklar yaşlarına uygun bir şekilde psikoterapiye alınmalı, gerekirse ilaç tedavisiyle desteklenmelidirler. Tedavi edilmeyen çocukların büyük çoğunluğu o anda olmasa bile hayatlarının bir döneminde yaşadıklarının olumsuz etkileriyle mutlaka karşılaşacaklardır.