Çaresizlik, sonradan öğrenilen bir duygudur. Belki de pek çok okur çaresizliğin sonradan öğrenildiği düşüncesine başlangıçta kabul etmek istemeyebilir. Bu nedenle çaresizliğin nasıl öğrenilen bir davranış olduğunu bizlere kanıtlayan birkaç bilimsel deneyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

öğrenilmiş çaresizlik

öğrenilmiş çaresizlik

Birinci deney: Bir laboratuara büyük bir akvaryum konuluyor, içerisine büyük bir balık ve çokça küçük balık atılıyor, doğal olarak büyük balık küçük balıkları yiyor… Sonra akvaryumun ortasına dikey bir cam yerleştiriliyor, böylece akvaryum ortadan bir cam ile ikiye bölünüyor. Bu sefer de büyük balık akvaryumun bir bölmesine, küçük balıklarda diğer bölmesine bırakılıyor. Büyük balık, küçük balıkları yemek için küçük balıklara doğru yüzerken defalarca ortadaki cam bölmeye çarpıyor. Her defasında cam bölmeye çarpıyor ve küçük balıklara bir türlü ulaşamıyor… Büyük balığın küçük balıkları yemek için defalarca yaptığı denemeler tam 28 saat sürüyor. 28. saatin sonunda büyük balık artık küçük balıkların olduğu tarafa geçmek için mücadele etmeyi bırakıyor. Çünkü artık onları yiyemeyeceğini düşünüyor ve buna inanıyor… Sonrasında ise araştırmacılar akvaryumu ikiye bölen cam bölmeyi kaldırıyorlar, büyük balığın davranışlarını gözlüyorlar ve büyük balığın küçük balıkları yemek için hiçbir girişimde bulunmadıklarını gözlüyorlar. Çünkü büyük balık sürekli engellenmeler sonucunda çaresizliği öğrenmiştir.
İkinci deney: Öğrenilmiş çaresizlik ile ilgili psikologların pirelerle yaptığı deney ise şöyledir: Psikologlar pirelerin ne kadar zıplayabildiklerini ölçerler ve 50 cm zıplayabildiğini görürler. Sonrasında da pireleri 30 cm olan cam bir kavanoza koyarlar ve kavanozun ağzını kapatırlar, sonrasında da kavanoza alttan ısı verirler. Pireler kavanoz ısındıkça zıplarlar ve zıpladıkça da kavanozun kapağına çarparlar. Bir süre sonra pireler kavanozun kapağına çarpmamak için 29 cm zıplarlar, Zıplar ve düşerler ve böylece kavanozun kapağına çarpmazlar. Bir süre sonra araştırmacılar kavanozun kapağını açarlar ve pirelerin hala 29 cm zıplamaya devam ettiklerini görürler. Hâlbuki deneyden önce 50 cm sıçrayabilen pireler, deney boyunca 29 cm den daha fazla zıplayamayacaklarını öğrenmişleridir.
“Çirkin Ördek Yavrusu” hikâyesini sanırım bilmeyen yoktur. Yanlışlıkla ördek yumurtalarının arasına düşen bu nedenle de çirkin olduğuna inanan güzel kuğunun hikayesi… Benzer bir hikâye de bir vesileyle civcivlerin arasına düşen kartal yavrusunun hikâyesidir. Civcivlerin arasında büyüyen, kartal yavrusu civciv olduğunu zannederek civcivler gibi yürürmüş, civcivler gibi gagalayarak yiyecek aramıştır. Ancak bir gün kartal yavrusu havada bir kartal görmüş, “ne muhteşem bir kuş, ne kadar yükseklerden uçuyor” diye söylenirken civcivlerden biri demiş ki “biz civciviz, o ise bir kartal başa hayale kapılma, onun gibi yükseklerde uçmazsın!” kartal yavrusu bu duyduğuna çok çok üzülmüş, kendisinin de bir kartal olduğunu bilmiyormuş, birilerinin ona kartal olduğunu söylemesi ve bunu ona inandırması gerekiyormuş. Ama ona kimse böyle bir şey söylemediği için bir kartal, yaşamının sonuna kadar bir tavuk olarak yaşamış ve bir tavuk olarak ölmüş.
Çaresizlik sonradan öğrenilen bir duygudur. Hayatınızdaki yenilgilerin, başarısızlıkların ya da engellenmelerin sizi umutsuzluk duygusuna sürüklemesine izin vermemek sizin elinizde! İnsanlar dışardan gelen engellenmeler sonucunda kendi kendilerini zincirlerler, bu nedenle bu zincirleri kıracak olan da yine kişinin kendisidir. Hayat ve insan sabit değildir, her şey gelişime açıktır ve zaman içinde her şey değişir. Benzer durumlardan her zaman aynı sonuç alınmayabilir. Önemli olan kişinin umudunu kaybetmemesi, çaresizliği kabullenmemesidir. Zincirlerinizden kurtulmak için, zincirlerinizi fark edip kırmak için çaresizlik içeren duygu ve düşüncelerin üzerine gitmelisiniz! Öğrenilmiş çaresizliğe nelerin yol açtığını öğrenmek bile bu döngüyü kırmak için bir başlangıç olabilir. Başarısızlık, yenilgi, mutsuzluk sonsuz değil, sonludur! Başarı, zafer, sevinç, mutluluk,… kadar başarısızlık, yenilgi, hüzün…de insana özgüdür ve çok insancıldır!
Şunu asla unutmayın “ Ya ÇARESİZSİNİZ ya da ÇARE “SİZ” SİNİZ!

Uzman Psikolog Saadet ELEVLİ