Evliliğin hukuki olarak sona ermesi olarak adlandırabileceğimiz boşanmanın en olumsuz yönlerinden bir tanesi çocuklar üzerindeki etkisidir. Hangi yaşta olursa olsun, çocuklar anne babalarını mutlu görmek isterler ve ayrılığı kabullenmek istemezler. Çünkü cinsiyetleri ne olursa olsun çocuklar anne babalarına farklı ihtiyaçlarla bağlıdırlar.

Çocuk güven duygusunu hayatının ilk yıllarında anne babaları ile kurdukları sevgi ilişkisi ile oluştururlar.

Yapılan araştırmalar, hayatının ilk yıllarında anne babaları ile sağlıklı ilişki kuramamanın depresyona neden olduğunu ortaya çıkarmıştır. Araştırmaların ortak sonucu; depresyonlu hastaların mutsuz, zor bir çocukluk ve hayat geçirmiş olduklarıdır. Anne babanın ayrılığının çocuğun mutsuzluğunun en başta gelen sebebi olduğu hatırlanmalıdır!

 Anne babanın ayrılmasıyla çocuk sadece ileriki yaşlarda güçlük çıkarmaz. Bu çocuklar büyük olasılıkla gerek çocukluk, gerek ergenlik döneminde uyumsuz, hırçın, kötümser, saldırgan davranışlar gösteren “problem çocuk” “problem ergen” olarak ortaya çıkarlar.

boşanma

Boşanmaktan vaz mı geçmeli?

Bu söylenenlerden çıkarılacak sonuç, boşanmanın çok kötü, hiçbir zaman başvurulmaması gereken bir sonuç olduğu değildir. Hiç şüphesiz birlikteliğin her iki taraf için ıstıraba dönüştüğü noktada boşanma kaçınılmazdır. Bu durumda bir çocuk için sürekli çatışma ve gerginliğin yaşandığı bir ortamda yaşamasındansa ayrı yaşayan anne babanın çocuğu olması daha iyidir. Bu noktada anne babaya önemli görevler düşmektedir. Bunların başında çocuğun yanında eşini kötülememek gelir. Çünkü kaç yaşında olursa olsun, çocuğun anne babasının iyi insanlar olduğuna inanmaya ihtiyacı vardır. Bu inancı sarsmamak gerekir.

 Bu konuda en çok yapılan hata; “küçüktür, anlamaz”, ya da “oyun oynuyor, bizim konuştuklarımızı duymaz” diye düşünerek çocuğun yanında annesi veya babasıyla ilgili olumsuz konuları konuşmaktır.

Unutulmamalıdır ki, en geç bir yaşından başlayarak her konuşulanı şaşılacak kadar iyi anlarlar ve ses kayıt cihazı hassalığı ile kaydederler.

Boşanmadan Önce

  Boşanma, kişinin sadece bir başka kişiyle birlikteliğini noktalaması anlamının çok ötesinde, karmaşık ve önceden kestirilmesi zor sonuçlar veren ve kişiyi hayatın her alanında yeni bir uyum yapmak zorunda bırakan bir olaydır. Bu sebeple –mümkün olan durumlarda- eşlerin bir süre ayrı yaşamayı denemeleri, kararlarını bir kez daha gözden geçirme imkanı bulmaları açısından çok yararlı olacaktır. Bu süre içinde tarafların birbirleriyle olan ilişkilerini en alt düzeyde tutmaları, mümkün olduğunca az görüşmeleri yerinde olacaktır. Eşlerin bir süre ayrı yaşamaları, boşanma kararlarının sakıncalarını düşünme imkanı bulmaları açısından faydalı olacaktır.

Boşandıktan sonra

 Tüm girişimlere rağmen iş bu noktaya geldiyse yapılması gereken, yeni şartlara hızla uyum sağlamaya çalışmak olmalıdır. Bu amaçla en başta eski ile ilgili, kendi kendine düşünce düzeyindeki hesaplaşma ve sorgulamalardan, ortak dostlar arasındaki sonuç vermeyecek tartışmalardan uzak durmak yerinde olacaktır. Kişi geçmişe hayıflanmak yerine, hayatla ilgili şanslarını gözden geçirmeli ve bu şansları kullanmaya yönelmelidir.

 Şüphesiz ki insan, ne kadar gençse bu şanslar o kadar fazladır ancak, insanın hayattan bekledikleri ve zevk aldığı konular her yaşta değişmektedir. Bu nedenle insan kaç yaşında olursa olsun, hayat karşısında daima şansı vardır, önemli olan hayatı mutlu yaşamaya karar vermek ve sonrasında da harekete geçmektir.

 Mutlaka böyle bir davranışa yönelmek kolay değildir. Ancak unutmamak gerekir ki, çıkış yolu sadece bu yöndedir; hayıflanmak, üzülmek ve suçlamak değil! Kişinin bütünüyle geçmişin olumsuzlukları ile kuşatıldığı ve yeni bir hayata başlamakta güçlük çektiği durumlarda uzman desteği alınmasında fayda olacaktır.

Uzman Psikolog Saadet ELEVLİ